“İSTANBUL”
epik eser
1.PERDE
--------------------------------------------------------------------------------
1.Tablo / Ayasofya
Eser günümüzde hala insanlığa ait bir kültür varlığı olması sebebiyle Ayasofya'nın naosunda başlıyor. Bugünün gözüyle düne baktığımız ilk tabloda XI. Konstantin, Rum Patriği, Fatih Sultan Mehmed, Akşemseddin, Hüma Hatun, Gülbahar, Osmanlı Kadınları, Kız Kulesi Prensesi, Bizans Korosu, Osmanlı Korosu, Ortodoks Kadınlar, Minareler, Müezzin, Soprano, İstanbul Boğazının sularında Deniz Kızları, Yeniçeriler ve Melekler günümüz yorumuyla dünden sesleniyorlar.
2.Tablo önü / Konstantin Monolog
Osmanlı Ordusu Rumeli'yi aldıktan sonra Bizans'ı kendi topraklarına sıkıştırırlar. Rumeli Hisarı’nın yapımıyla birlikte Konstantin artık II. Mehmed'in niyetinin iyice farkındadır. II.Mehmed kimsenin canına, malına ve hürriyetine dokunmayacağına söz verdiği mektubunda şehri savaşsız teslim etmesini önerir. Konstantinin cevabı hazırdır.
" Ben ölünceye kadar şehri savunmaya yemin ettim. Şehri teslim edemem."
2.Tablo / Rumeli Hisarı
Öylesine büyük ve kudretliydi ki Konstantinapolis'in surları, tarihin en büyük topları yapılmalıydı. Yıldırım Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısına da Karadeniz'den Bizans'a gelen yiyecek yardımlarını engellemek için derhal yaptırılması gereken Rumeli Hisarı.
3.Tablo / Fetih
Osmanlı ordusu Edirne'den İstanbul'a yola çıktığından az bir süre sonra 2 Nisan 1453 Pazartesi günü Bisans surları önünde öncü birlikleri görülmüştü bile. Osmanlı Donanması'nın şehre girişini engellemek üzere Haliç'in ağzına zincir gererek bekleyen Bizans, günlerdir uykusuz ve bitaptı. Haliç sırtlarından 72 parça gemiyi karadan Haliç'e indirebilecekleri ise asla ve asla akıllarına gelmeyecek bir kuşatma şekliydi.
4.Tablo önü / Zafer
Fatih, Şehre girer girmez İstanbul'u Osmanlı İmparatorlığu'nun başkenti ilan etti. Ve gazabından korkan Bizans halkını Ayasofya önünde toplatır ve seslenir...
" Ben Sultan Mehmed. Hepinize söylüyorum ki, bu andan itibaren ne hürriyetleriniz, ne de hayatlarınız hakkında gazap-ı şahanemden korkmayınız. Kimsenin malı yağma edilmeyecektir. Kimseye zulum yapılmayacaktır. Hiç kimse dini inanışlarından ötürü cezalandırılmayacaktır. Şimdi kalkınız ve müsterih olunuz."
5.Tablo / İbadet -i Buluşma
Fatih şehrin nüfusunu arttırmak için çeşitli Müslüman ve Hıristiyan toplulukları İstanbul'a yerleştirir. Rum Patrikhanesi'nin yeniden açılmasına, Yahudi Hahambaşlığının ve Ermeni Patriğinin kurulmasına izin verir ve II.Gennadios Sholarios'u Patrik olarak görevlendirir.
6.Tablo / Harem -i Hümayun
Harem korunan, kollanan mukaddes şey ve yer anlmına geliyor. Üç bölümden oluşan Osmanlı Sarayında Harem-i Hümayun padişahın evi ve bir eğitim kurumu olarak anılıyor, haremde padişah ve ailesiyle birlikte onlara hizmet eden kadın köleler, cariyeler ve harem ağaları yaşıyorlar. Zekası ve güzelliğiyle öne çıkanlar erkek çocuk sahibi olduktan sonra Valide Sultanlığa kadar yükselebiliyorlar.
2.PERDE
--------------------------------------------------------------------------------
1.Tablo / Sefaradlar
İspanya Kraliçesi Kastilyalı İsabella ve Kral Ferdinand birlikte bir buyruk imzalayarak İspanya'daki yahudileri ülkelerinden kovma kararı alırlar. 31 Mart 1492 tarihli buyruğa göre yahudiler ya hıristiyan olacaklardır ya da ülkelerinden bir daha dönmemek üzere çıkarılacaklardır. Karşı gelenler ise bedeli boyunlarıyla ödeyeceklerdir. Buyruğun duyulmasının ardından Sultan Mehmed'in oğlu II.Bayezid, bir ferman çıkartır ve kaçmak durumunda kalacak tüm yahudileri kendi topraklarına davet eder.
2.Tablo / Lale Devri
1718-1730 yılları arasında ki bu dönem sanatta lale motifinin kullanılması sebebiyle Lale Devri olarak anılmaktadır. Bu dönemde şair ve ressamlar sarayın ilgi odağıydılar ayrıca matbaa açılması, kumaş fabrikası kurulması gibi müsbet yeniliklerle birlikte İstanbul'da çok önemli yenilikler ve değişiklikler yapıldı. Sanat, edebiyat ve mimari gelişmeler yaşanırken bir yandan da Sultan III. Ahmet ve saray çevresindeki şaşaalı eğlenceleri huzursuzluğu artırmaktaydı. 1730 yılında Patrona Halil isyanıyla devir son buldu. Bu ayaklanma sırasında Lale bahçeleri ve yeni yapılan birçok mimari eser tahrip edildi.
3.Tablo / Cumhuriyet
1.Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'ne ait 55 parçalık donanma 1918 'de Haliç açıklarına demirlediler. 16 Mart öğlen saatlerinde şehir tamamen işgal edildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk askerleri Latin anarşi döneminden sonra ikinci kez işgal edilen İstanbul'u 4 Kasım 1923'te işgalden kurtardılar.
Üç büyük imparatorluğun başkenti İstanbul ise ünvanını Ankara'ya devretti. Cumhuriyet yıllarının benzersiz gelişmelerinin ardından bir Kasım sabahı Mustafa Kemal Atatürk'ün Dolmabahçe'den son yolculuğuna çıkışına kadarki gelişmeleri sinema sanatı ile sahneliyoruz.
Bir sisli Kasım sabahıdır bu
Düştüler yollara kırklar yediler
Dağbaşını duman almış kardeşim
Gün doğmayacakmış dediler
Bir sisli Kasım sabahıdır bu.
4.Tablo / Beyoğlu
1940 lardaki sepya bir Beyoğlu tünel resminin canlanmasıyla bugünden düne tangoyla seslendiğimiz bu bölümde insan ilişkileriyle birlikte kılık kıyafetimizdeki farklılığın ne denli başka boyutlara yöneldiğinin yüzleşmesini yaşayacağız.
Şimdi eski fotoğraflarda gizli
Geçmişin o sımsıcak, güzel rengi
Ah Beyoğlu, aman Beyoğlu
Şimdi renk renk sırla dolu
Ah! Beyoğlu aman Beyoğlu
Çırpına, çırpına bekliyorum
Lakin geçmişi birdaha tutamıyorum
Ah Beyoğlu, aman Beyoğlu
Ama şimdi sırlarla dolu
Ah!
Beyoğlu,
Aman!
Beyoğlu...
5.Tablo / Megapol
Asya ve Avrupa'nın koskocaman kolları arasında günümüzde nasıl yaşadığımızı yollar aracılığıyla anlatıyoruz.
İstanbul'dan Üsküdar'yol gider
Hanımlara deste deste gül gider derken
Nasılda değişiverdi hava
Bir yağmur, bir fırtına aldı götürdü benden
Arasında tozun dumanın kimler kimler geçti
Duydum, gördüm neleri neleri...
Neler neleri...
Uçuyorlar kafaları kırıp uçuyorlar
Kanadı kırıp uçuyorlar
Deniz deryayı geçiyorlar
İstikametlerini seçiyorlar
Velhasıl kardeşim
Tepesiyle tüpesiyle
Yedi elmas küpesiyle
İstanbul yeditepe
Oturmuşum karşımda Rumeli Hisarı
İstanbul’u dinliyorum gözlerim açık.
İstanbul, İstanbul
Yol gider yol gider.
6.Tablo / Martılar
İstanbul'un vapurları ve martıları İstanbul'un en belirgin özelliklerinden ikisidir. Martıları asi çocuklara benzetiyorum, İstanbul'un asi çocuklarına.. İstanbul'a en tepeden bakabilmiş canlılar olarak martılara değinmeden olmazdı.
7.Tablo / Final
İstanbul adlı şehir hatları vapurunda eserdeki tüm tarihi karakterlerlerle birlikte Nazım Hikmet'in Rubaisinde Şehr-i İstanbul'da misafir olduğumuzu anlatıyoruz, baki kalansa sadece bu topraklar.
"Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasmin kokusu, Bu mehtaplı gece pırıldamakta devam edecek ben basıp gidince de..
Çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan vardı
Ve bende bu aslın sureti kaldı sadece"
H.Aksular
2006-2007